İslamofobi Games Yeni Zelanda
Geçtiğimiz gün yalnızca müslümanlığın değil tüm dünyanın tepkisini çekmiş, gerek saldırı tarzı gerekse soğukkanlılığıyla salt terör saldırısının çok ötesindeki bir girişime imza atmış, arka planında oldukça derin bir ideoloji barındıran, Yeni Zelanda'daki cami ve sokaklarda insanları bir bilgisayar oyunundaymış gibi tek tek öldüren Avustralyalı Brenton Tarrant isimli şahsın oldukça çarpıcı olan o görüntüleri online yayınlaması üzerine, yazmak elbette kaçınılmaz olacaktır.
Saldırganın, "boğazın batı yakası" olarak tanımladığı İstanbul (ve çevresi) ile bu batı yakasında yaşayanlara karşı daha öncesinde yayınlamış olduğubir manifestoda açıkça, Konstantinapolis'in (İstanbul) Türk ve Müslümanların elinde olması, Ayasofya'nın kiliseden camiye çevrilmesi gibi durumlara ve genel olarak müslümanlığa karşı nefret söylemi yer almaktadır. İslamofobi mensubu olduğunu açıkça gördüğümüz Tarrant'ın durumu tarihsel bir inceleme de gerektirmektedir. Öyle ki saldırganın saldırıyı gerçekleştirdiği silahların üzerinde, ülkemizin Türk ve Müslüman egemenliğinin oldukça erken dönemlerinden bu yana diğer dinler ve milletler karşısında maruz kaldığı çeşitli saldırı ve yenilgilerin bir kaydı tutulmuş, bu kayıtlar saldırı anında bir onur madalyası gibi şahıs tarafından taşınmıştır. Söz konusu kayıtlar, çeşitli zamanlarda şahsın kendisi gibi katliamlar yapmış olan diğer saldırganların isimleri ağırlıklı oluşturulmuştur. Derinlemesine incelendiğinde silahların üzerinde yazan isimlerden bazılarının, Star Wars savaşçıları gibi giyinerek camilere saldırı gerçekleştirmiş olmaları dikkati çekmektedir. Odaklanmaya çalıştığımız söylemsel ve göstergebilimsel çözümleme de tam bu noktada başlamaktadır.
Saldırganın kimliği, geçmişi ve siyasi konumu ayrıca inceleme gerektiren bir konudur. Fakat bizim ışık tutmak istediğimiz nokta aslında videonun en can alıcı kısmıdır: saldırının herhangi bir online bilgisayar oyununun neredeyse tüm kurallarına uyularak gerçekleştirilmiş olması.
Tüm dünyanın kanını donduran yaklaşık on beş dakikalık bu katliam videosunun, saldırganın sosyal medya hesabında canlı olarak yayınladığı bilinmektedir. Bu durum, akla gerçek kişilerle oynanan online oyunun "gerçek zaman" özelliğini getirmektedir. Video ilk bakıldığında, bir zamanların en popüler savaş oyunlarından olan Counter Strike oyununu anımsatmaktadır. Bir çoğumuzun izlemiş olmasına rağmen videonun içeriğine değinmek gerekirse, saldırgan Yeni Zelanda'nın kendi halinde ve huzurlu sokaklarında 15 Mart 2019 Cuma günü öğle saatlerinde cuma namazı sırasında, ateşli silahlar ve benzeri aygıtlarla dolu otomobiliyle, hareketli bir şarkı-marş eşliğinde caminin yan sokağına yanaşıyor. Bu şarkının rastgele seçilmemiş olduğunu görüyoruz çünkü alt metninde son derece İslamofobik ögeler içeren ve Türklere alenen düşmanlık beslenen şarkıda, Bosna'daki savaşta (1992-1995) Sırplara önderlik eden ve 2016'da soykırım ve çeşitli savaş suçlarından 40 yıl hapse mahkum edilen Karadzic'ten övgüyle bahsedilmekte:
"Krajina'dan kurtlar geliyor, (Hırvat) Ustaşalar ve Türkler korksun, Karadzic sen Sırplara liderlik et, korkusuz oldukları anlaşılsın"
Yaklaşık beş dakika boyunca bize şarkıyı dinleterek ve zaman zaman neşeli bir şekilde yorumlar yaparak katliam noktasına gelen saldırgan, bagajdan gayet rahat bir şekilde silahını çıkarıp önünde tutarak yürüyor. Silahı saklama çabasına girmemesi, hatta özellikle önünde tutması yine bize savaş oyunlarını hatırlatıyor.
Caminin avlusuna girdiği anda caminin giriş kapısındaki vatandaşı hedef alarak katliama başlayan saldırgan, terör sırasında marşın sesini de kapatmıyor. Saldırı başladığı esnada Daoud Nabi isimli yaşlı adamın saldırganı "kardeşine gel" sözleriyle karşılaması, birkaç saniye sonra ölecek olduğunu bildiği halde son sözlerinin içerdiği barışçıllık da, içinde bulunulan durumla büyük bir tezat oluşturur nitelikte. Saldırganın ilk kurbanı olarak bilinen yaşlı adamın saldırı anında başkasını mermiden kurtarmaya çalışırken öldüğü kaydediliyor.
İçinde büyük bir coşku ve yapmakta olduğu eyleme karşı oldukça soğukkanlılık bulunan Tarrant, camide çocuk, genç, yaşlı demeden ve tereddüt etmeden sürekli şarjör boşaltarak vatandaşların üzerine defalarca mermi yağdırıyor. Bu esnada şarjörünü yenileme hareketleri bile online oyun niteliğinde ve dikkat çeken diğer bir nokta da öldüklerinden emin olmak için vurduğu kişilerin üzerine defalarca kez ateş etmeye devam etmesi. Bu da tıpkı oynadığımız oyunlarda düşmanın (!) öldüğünden emin olmak için tekrar tekrar ateş etmemiz durumuyla örtüşüyor. Herkesin öldüğünden emin olduktan sonra aynı soğukkanlılıkla arabasına gidip silah değiştiren saldırgan camiye geri dönüyor ve daha önce defalarca ateş ettiği vatandaşların üzerine bir kez daha şarjör boşaltıyor. Orada işinin bittiğinden emin olduktan sonra sokağa çıkıp etrafta yaya halde bulunan herkese ateş açıyor. Fakat hiçbir arabayı hedef almıyor çünkü tasarladığı oyunun mantığında yalnızca vurulması kesin olan hedefler, yani savunmasız yayalar var. Öyle ki kaldırım kenarında yardım isteyen bir kadını başından vuruyor ve etrafa fışkıran kan onu adeta mutlu ediyor.
İçinde büyük bir coşku ve yapmakta olduğu eyleme karşı oldukça soğukkanlılık bulunan Tarrant, camide çocuk, genç, yaşlı demeden ve tereddüt etmeden sürekli şarjör boşaltarak vatandaşların üzerine defalarca mermi yağdırıyor. Bu esnada şarjörünü yenileme hareketleri bile online oyun niteliğinde ve dikkat çeken diğer bir nokta da öldüklerinden emin olmak için vurduğu kişilerin üzerine defalarca kez ateş etmeye devam etmesi. Bu da tıpkı oynadığımız oyunlarda düşmanın (!) öldüğünden emin olmak için tekrar tekrar ateş etmemiz durumuyla örtüşüyor. Herkesin öldüğünden emin olduktan sonra aynı soğukkanlılıkla arabasına gidip silah değiştiren saldırgan camiye geri dönüyor ve daha önce defalarca ateş ettiği vatandaşların üzerine bir kez daha şarjör boşaltıyor. Orada işinin bittiğinden emin olduktan sonra sokağa çıkıp etrafta yaya halde bulunan herkese ateş açıyor. Fakat hiçbir arabayı hedef almıyor çünkü tasarladığı oyunun mantığında yalnızca vurulması kesin olan hedefler, yani savunmasız yayalar var. Öyle ki kaldırım kenarında yardım isteyen bir kadını başından vuruyor ve etrafa fışkıran kan onu adeta mutlu ediyor.
Bir süre daha etrafta vurulması muhtemel yayalara rastgele ateş açan saldırgan sonra arabasına biniyor, yine pişkince görevini başarıyla tamamladığına dair bir şeyler mırıldanıyor ve hareket ederken camdan insanları vurmaya bir süre devam ediyor. Trafiğe yaklaştığı zaman ise gayet normal bir vatandaş gibi hareket ediyor ve görevini tamamlamış bir oyuncu edasında kimseye yakalanmadan uzaklaşıyor.
Videoyu izleyenler anlayacaklardır ki bu saldırı esnasındaki her detay oldukça ince düşünülmüş. Silahların üzerine yazılan isimler, silahı önünde tutarak özellikle gösterme çabası, eldeki eldivenlerin bile oyunlarda gördüklerimizin bir kopyası olması, bir saldırıya gidiyormuş gibi değil de online oyundaki bir görevi tamamlıyormuşçasına arka planda şarkı çalması. Bunların yanı sıra sadece cami içindekileri değil, yoluna çıkma ihtimali olan herkesi öldürmesi. İşte dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de bu.
Eğer bu yalnızca müslümanları katletmeye yönelik sıradan bir terör saldırısı olsaydı, yolda kendisinden üç yüz metre ötede nokta gibi gözüken, kendisini yakalama ihtimali bile olmayan diğer kişilere ateş edilmezdi. O kişilerin müslüman olduğu kesin olarak söylenemeyecek bir şey, hatta büyük bir ihtimalle bazıları kendi ırkından. Fakat o sırada bunun hiçbir önemi yok çünkü saldırganın derdi sadece müslümanlarla ya da "boğazın batı yakasıyla" değil. O bir anlamda bu saldırıya imzasını atmayı, saldırıyı tüm dünyaya anlık olarak göstermeyi, ne kadar çok kişi öldürebildiğini ispatlamayı amaçlıyor. Yine bir Counter Strike, Half Life, Quake Arena görevi gibi değil mi?
Saldırının sonuçları, kayıplar, bu durumun dünyaya ve insanlığa etkisi bambaşka bir boyut fakat burada odaklanmak istediğimiz nokta, saldırının oyunsal biçimi. Adeta İslamofobi Games tadındaki bu terör girişiminde, esasında çoğunlukla gençleri etkilemeyi hedef alan, hayatın ve ölümün bir oyun kadar basit olduğunu ve elinde en iyi silah olanın en güçlü kişi olduğunun söylemini sunan bir durum söz konusu. Mekan olarak caminin seçilmiş olması ise yalnızca saldırganın ideolojisine uygun bir başlangıç noktası. Videoyu izlerken ilk düşündüğüm şey, "gerçek olamayacak kadar kurgusal bir saldırı" oldu. Gerçekten bir video oyunu izliyormuşuz etkisini uyandıran saldırının amacı da tam olarak bu. Müslüman dünyası ve insanlık için, hatta saldırganın mensup olduğunu iddia ettiği Hristiyanlık için geri dönülmez kayıplara neden olmuş olan bu olay, yaklaşık elli kişinin ölümüne ve bir o kadarının da yaralanmasına neden oldu. Fakat saldırganın asıl amacı bu kişileri öldürmek değil, "kendi kurguladığı biçimde öldürebildiğini" ilan etmekti. Ve bunda da oldukça başarılı oldu çünkü dünden bu yana, diğer terör saldırılarında konuşulanlardan çok farklı şeyler konuşulmakta ve yazılmakta. Saldırganın ideolojik savaşı, kurbanlarını müslümanlardan seçip daha sonra rastgele katliama devam etmesi, her şeyi anlık olarak kaydetmesi ve silahın üzerinde yazılan isimlerle kendini dünyaya duyurma isteği..
Alınan en son haberlere göre, saldırının aynı bölgede farklı bir camide de gerçekleştirildiğini, söz konusu şahısla birlikte hareket eden başka kişiler de olduğunu ve bunlardan birinin yakalanıp öldürüldüğünü, Tarrant'ın da cinayet (!) suçundan tutuklandığını ve şahsın bir dönem ülkemizde ikamet etmiş olduğunu biliyoruz. Fakat konuşacağımız yegane şey, İslam karşıtı fikirlerin, senelerdir süren politik ve coğrafik hırsların, son teknoloji silahların ve günümüz modası olan bilgisayar oyunlarının sentezlenerek ortaya nasıl korkunç bir gerçeklik çıktığı yönünde olacak. İnsanları öldürmenin oyunlardaki kadar kolay olduğunu gözümüze sokan saldırgan, katliamın sebepleri ve sonuçları ne olursa olsun "görevini" kusursuz şekilde tamamlanıp sonraki levele geçmiş bulunuyor.
Terörün acımasızca katlettiği mağdurlardan biri olan, bundan tam 16 sene önce 16 Mart 2003'te, Gazze'de Filistinlilerin evlerinin yıkılmaması için buldozerin önüne geçmiş ve kasıtlı olarak buldozer tarafından ezilerek öldürülmüş olan 24 yaşındaki barış aktivisti Rachel Corrie'nin sözlerini hatırlayalım:
"Zulüm bizdense, ben bizden değilim".
Terörün acımasızca katlettiği mağdurlardan biri olan, bundan tam 16 sene önce 16 Mart 2003'te, Gazze'de Filistinlilerin evlerinin yıkılmaması için buldozerin önüne geçmiş ve kasıtlı olarak buldozer tarafından ezilerek öldürülmüş olan 24 yaşındaki barış aktivisti Rachel Corrie'nin sözlerini hatırlayalım:
"Zulüm bizdense, ben bizden değilim".
Çok güzel anlatmışsın
YanıtlaSilbtasdelen59@gmail.com
YanıtlaSilbtasdelen59@gmail.com
YanıtlaSil